Mutluluk endeksi

Biz istiyoruz ki bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun.” Cemil Meriç bu sözleri yıllar önce söyledi ama maalesef hala geçerliliğini koruyor. 

Son yıllarda onca yapılan hastane, yol, köprü ve diğer hizmetler insanları neden mutlu etmiyor diye baktığımızda bazılarınız şunu diyebilir: Nankörler ne olacak?

Peki bu hizmetler yapılırken, işler kimlere kaç paraya yaptırıldı? Üç beş tane müteahhite, üstelik astronomik rakamlara… İnsanlar bu durumu gördükçe ve kendileri doğal yaşamlarını sürdürebilmek için hesap uzmanı haline geldikçe, nasıl mutlu olsun?

Yetmedi bir de milyarlarca vergi borçlarını sildiler. Velinimet iş adamlarımızdan bir tanesi 2020 yılı içerisinde ultra lüx bir jet sipariş verdi. Bu ülkeye üretim yapmaya çalışan ve istihdam yaratan, bütçesi ile zorda olsa da dönmeye çalışan esnafımıza ise e-haciz gönderdik. 

KPSS sınavı diye bir sınav türetildi. Sıradan insanların bilemeyeceği, iş hayatında hiçbir işine yaramayacağı onca soruyu cevaplayıp, 90 puan ve üzeri puan alanlar, mülakat denilen düzmece oyunlarla elenirken, yerlerine 60 puan gibi derece yapan kişiler bu işlere yerleştirildi. Bu insanların devlete olan güvencesi nasıl oluşsun; nasıl mutlu olsun?

Geçen senenin son ayında asgari ücret komisyonu toplandı. Bu komisyonda maalesef asgari ücretle çalışanlardan daha ziyade, asgari ücretin en az 10 katı geliri olanlar asgari ücreti belirliyordu. Numunelik de olsa asgari ücretle çalışan bir kişiyi komisyona aldılar.

Yaşamını sürdürebilmek için yaşadığı zorluklardan söz edip, insanca yaşayabileceği ücreti talep ederken onu dilenci konumuna düşürdüklerinin farkında bile değildiler. Uygun görülen sonuç, 4 kişilik bir ailenin yaşamını sürdürebilmesi için hiç de insancıl koşullar değildi.

Her ilde adalet sarayları yaptık. Her gün binlerce insan bu saraylarda adalet ararken, mahkemelerin en iyi ihtimalle 2 yıl sürdüğü ve hatta bazılarının 20 yıl sürdüğü ve zaman aşımına uğradığını bir ortamdayız. Şimdi adalet arayan insanlar nasıl mutlu olsun? Mahkemelerde adalet arayan insanlarda gözlemlediğim şu ki; mağdur da, sanık sandalyesinde outran da sonucundan memnun değil.

Futbol bile konuşsak kayırmacılıktan söz etmek zorunda kalıyoruz. Futbol takımlarının bütçelerine baktığımız zaman, bir çoğu milli gelire oransalladığınızda Avrupa’daki kulüplerin bütçesinin üzerinde. Ama buna rağmen yurtdışında bir adım ileri, iki adım geri başarıyı yaşıyoruz.

Bu bütçelerle mücadele eden kulüplerin, bir de vergilerini ödemeyip devlet yetkililerinin kapısına dayanarak vergilerini sildirdiğine defaten şahit olduk. Yetmedi bu kulüplerin bütçesi darboğaza girdiğinde, yine aynı kapıya dayanıp, kamu bankalarından düşük faizle kredi kullanarak yükümlülüklerini ötelemedi mi? Hatta onu da ödemekten imtina ettiler ve görev zararları ortaya çıkmadı mı?

Son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçe, bir çok bakanlığın üzerine çıktı. Bu kurum, örneğin Milli Eğitim Bakanlığı, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın üzerinde bir bütçeye ile finanse ediliyor. Ortada cevaplanamayan onlarca soru da cabası…

Devlet ve belediyelerin bütçelerinden vakıf ve derneklere aktarılan bütçelerede şahit olduk. Oysa çok sayıda amatör spor federasyonu ödenek yoksunuydu. Devlet eliyle yıllarca sporcu yetiştiremedik. Peki bu vakıf ve dernekler ne yaptı? Bir çok çarpık ilişki, istismar edilen çocuklar, ‘bir kereden bir şey olmaz’ denilerek üzeri kapatılmaya çalışılan mide bulandırıcı olaylar.

Çiftçiyi ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşımız, yeteri kadar destek alamadığı için Ata’dan kalan işlerini yapamaz hale gelmedi mi? Verimli topraklarını kullanamadığı için birçoğu açlık sınırının altında yaşamını sürdürüyorsa; nasıl mutlu olsun?

Tüm bunların neticesinde insanların güveni zedeleniyor; yarınına ilişkin endişe besliyor. Yarınına umutla, güvenle bakamayan mutlu olamaz. Yine emekli vatandaşa asgari ücretin bile altında maaş ödedik. Kısacası açlığa mahkum ettik.

Birleşmiş Milletler’in 2020 yılında yaptığı araştırmaya göre, refahta 156 ülke arasında 73. sırada iken 14 sıra gerileyerek 93 sırada yer aldık. İlk sırayı son yıllarda Finlandiya parsellemiş durumda.

Zengin bir ülke olduğu düşünülebilir. Aslında biz onlardan daha zengin bir ülkeyiz . Tarım olarak daha verimli topraklara sahibiz. Ama handikaplarını gelir adaleti ve adalete olan güven ile aşmışlar. Listenin sonunda ise Afganistan, Zimbabve ve Güney Sudan var.

Biz mi? Biz sadece varlık içerisinde yokluğu yaşıyoruz.

mustafaatalay02@hotmail.com

YORUM EKLE
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.