İnsanların ve işletmelerin sağlığı

Artık son günlerini yaşamakta olduğumuz 2020 yılında başlayan bu salgın sadece insanların değil aynı zamanda işletmelerin de sağlığını bozmuş bulunmaktadır.

İnsanların sağlığı ile ilgili son bilgilere göre dünya çapında 77.925.298 insana bulaşan bu virüs 1.714.649 can almış bulunmaktadır. İyileşseler dahi ne kadar insanın bünyesinin ne boyutta hasar aldığı bu hasarın ileride hangi sağlık sorunlarına yol açabileceği ise bilinmemektedir.

Olağanüstü derecede kısa bir süre zarfında, müthiş bir küresel işbirliği sayesinde bilim insanları tarafından üretilen farklı aşılar ile virüsün var olan halinin yarattığı salgının önümüzdeki 6 ay ile 1 yıl içerisinde durdurulabileceği düşünülmektedir. Uzmanların düşüncelerine göre virüs önemli bir mutasyon geçirir de aşılar etkisini yitirirse bu süreç elbette daha da uzayabilir.

Unutmayalım benzer bir süreç 100 yıl kadar önce de yaşanmış ve 1918 - 1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı İspanyol Gribi olarak adlandırılan salgında, virüs 500 Milyondan fazla kişiye bulaşmıştı. Bu salgın sonucunda 18 ay içinde 50 milyon dolayında insan ölmüştü. İspanyol gribi olarak adlandırılan bu salgın insanlık tarihinde bilinen en büyük salgınlardan biri olmuştur. Salgın ılımlı ilk dalga, şiddetli ikinci dalga ve artçı üçüncü dalga olmak üzere üç dalga halinde seyretmiş ve yaklaşık 2 yıl kadar sürmüştü.

Büyük Türk şairi Nazım Hikmet, KUVÂYİ MİLLİYE  destanında savaşı, İspanyol gribini tifüsü ve yarattığı yoksulluğu aşağıdaki dizelerde tüm vehameti ile anlatmaktadır

"Biz ki İstanbul şehriyiz,

Seferberliği görmüşüz :

Kafkas, Galiçya, Çanakkale, Filistin,

vagon ticareti, tifüs ve İspanyol nezlesi

                                bir de İttihatçılar,

                bir de uzun konçlu Alman çizmesi

                914'ten 18'e kadar

                                                yedi bitirdi bizi.

Mücevher gibi uzak ve erişilmezdi şeker

erimiş altın pahasında gazyağı

ve namuslu, çalışkan, fakir İstanbullular

sidiklerini yaktılar 5 numara lâmbalarında.

Yedikleri mısır koçanıydı ve arpa

                                                ve süpürge tohumu

ve çöp gibi kaldı çocukların boynu"

Bugün neyse ki küresel ölçekte bir harp darp yok, lakin bu salgının yarattığı ekonomik kriz ve yoksulluk dalgası tüm dünyayı tehdit ediyor, işletmelerin sağlığını bozuyor, özellikle dünyanın geri kalmış kesiminde ciddi bir yoksulluk, hatta kıtlık ve açlık tehlikesi yaratıyor.

Bilmekteyiz ki bu salgın hem talep ve hem de arz yönlü çok ciddi bir daralmaya yol açmış bulunmaktadır. Hükûmetler ne kadar çabalarsa çabalasın talep yönlü canlanmada beklenen hızlı artış gerçekleşmemektedir. İnsanlar hastalığa yakalanma korkusu ile evlerinden çıkıp harcama yapmamakta, özellikle de salgının yarattığı işsizlik ve gelirsiz kalma korkusu insanları sadece mecburi tüketimlerini yapmaya yöneltmektedir.

Dünyanın bir çok yerinde yeme, içme, konaklama, eğlence, seyahat ve turizm faaliyetleri ya hükûmet emri ile durdurulmuş ve yahut da tüketicilerin tercihi ile durma noktasına gelmiş bulunmaktadır, bu hizmetler sektöründe muazzam bir küçülme demektir.

Ekonomi Araştırma Enstitüsü (Ifo) ile Avrupa Ekonomik ve Mali Politika Araştırma Ağı (EconPol) tarafından 110 ülkede 950 ekonomi uzmanının katılımıyla gerçekleştirilen "Dünya Ekonomisi: Kovid-19 Krizinden Toparlanma Yolunun Görünümü" başlıklı anket çalışmasının sonuçlarına göre küresel ekonominin bu yıl yüzde 4,4 küçülmesini bekliyor. Anket sonuçlarına göre; küresel ekonomide toparlanma düşüşten daha yavaş olacak ve pek çok ülkede ekonomisinin Kovid-19 krizi öncesi seviyeye dönmesi 2022'ye kadar sürecek.

Bir çok işletme eğer yeterince devlet desteği bulamaz ise bu süreç sonucunda iflas edecek ve yahut kapanacaktır. Bir çok insan ise işsiz ve gelirsiz kalmak durumundadır.

Özellikle az gelişmiş ülkelerde devletlerin işletmeleri ve insanlarına yeterince destek olabilecek mali gücü bulunmamaktadır. Birleşmiş Milletler, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar küresel ölçekte bir işbirliğine giderek bu sorunu çözmek için gayret sarf etmeli, özellikle de yoksul ve az gelişmiş ülkelere destek olmalıdır.

Bu destek verilmezse hem salgını önlemede başarısız olunur ve hem de ortaya çıkacak aşırı yoksulluk ve açlık küresel barışı tehdit eder, demedi demeyin...

YORUM EKLE
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.