Hüseyin Kaya'nın kaleminden ''İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik''

Hüseyin Kaya yazdı..

Hüseyin Kaya'nın kaleminden ''İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik''

İdeolojik kalıplar ve dinsel milliyetçilik

Toplumsal bir ayrışmadan geçiyoruz. Sivil iktidarın otoriter anlayışı, dinsel –milliyetçilik ve Osmanlılık kurgusuyla birleşince, siyasetin ekseni de ülkenin somut sorunlarından uzaklaşarak kutuplaşmaya doğru çoktan evirildi. Yani işin özü iyiliğin ve doğrunun, kötüye, yanlışa rehin düştüğü, milliyetçi ve muhafazakârlıkla gizlenen bir otoriterliğin sürdüğünü, öfkenin aklın önüne geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

İdeolojik kalıplara sıkışıp kalan bir anlayışın, dinsel milliyetçilikle çıkış yapmak istemesi, bir anlamda manevra alanını daraltmış ve bunun sonucunda çıkmaza girdiğini anlayınca da kutuplaşmayı hızlandırıcı söylem ve davranışlarla hareket ederek, hatta ümmetçilikten mezhepçiliğe doğru açıkça yelken açması, Sünni bir bakış açısıyla olaylara bakması her anlamda olumsuz bir tablo olarak karşımızda duruyor. Bunun sonucunda toplumsal bir kutuplaşma, ayrışma da kaçınılmaz olarak beraberinde geliyor. Bu anlamda geleceğin muğlaklaşması, kültürel kutuplaşmanın yanında mezhepsel ve etnik boğazlaşma tehlikesini de belirginleştiriyor.

Bütün alanlarda tekçi ve yanlı politikalarını Türk-İslam sentezli görüşlerle harmanlayan bir zihniyetin, temel kabulü Sünni bir anlayış ve duruşla, Osmanlı taklitçiliği yaparak Ortadoğu ile bağları yeniden sağlamak olduğunu, böyle bir görev ve sorumlulukla hareket edildiğini bilmeyen yoktur. Avrupa’nın bir parçası olma, batının modern değerleriyle muhafazakârlığı buluşturma, Müslümanları da kapsayan evrensel bir medeniyet ölçüsü, demokratik değerlerin toplumda yaygınlaştırılması, demokrasi, temel hak ve özgürlükler vb. Söylemlerle gelen bir zihniyetin geldiği noktayı belirtmek adına önemlidir.

İçinde bulunduğumuz bu zaman diliminde, komşudaki yangında taraf olmak, mezhepçi söylemlerle destek çıkmak, hatta iç politikada bunları zaman zaman ifade etmek, Alevileri rencide edici ifadeleriyle toplumsal uçurumlar yaratmak adına görevini ifa ediyor ve bundan da övünç duyduğunu açıkça beyan ediyor. İleri demokrasi; demokratik hakların önüne takoz koyarak, sürecin yerinde saymasına koydukları isimdir sanırım. Demokrasiyi hegemonyacı arzularının, muhafazakâr veya milliyetçi aktörlerin manevra alanı olarak görüyorsa şayet ki öyle görüyor, bu demokrasi, demokratik hakların önündeki en büyük engeldir, diyebiliriz.

Sistemin anti-demokratik yapısı muhafazakâr zihniyetin iktidarıyla birleşince, Alevilere bakış da yeni ve değişik bir ivme kazanmıştır. Toplumda Alevilere karşı var olan olumsuz zihniyetin, dini referans alan bir partinin iktidarında uygun iklim bulması, sorunu farklı boyutlara taşımıştır. Aleviliği neredeyse Türk kimliği ile özdeşleştirip veya kendi Alevilerini yaratıp Kürtlere karşı bir set oluşturma çabası, devam eden asimilasyoncu anlayışın dışavurumudur.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana laik kırıntılarla geldiğimiz noktada, aleviler hala inançlarını yaşamada sıkıntı çekiyorlarsa, ibadet yerleriyle ilgili uygunsuz tanımlar yapılıyorsa şayet, bin defa da açılım yapılsa, sorun çözülemez. Asıl açılımı zihniyetlerinde yapsalar, daha uygun olur kanısındayım.

Hüseyin Kaya

Güncelleme Tarihi: 14 Aralık 2020, 12:54
YORUM EKLE
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
SIRADAKİ HABER