Kılıçdaroğlu: Fatih Projesi bütçeyi talan etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecilerle bir araya gelerek eğitim sorunlarını konuştu, çözüm önerileri anlattı. Kılıçdaroğlu, “Yüz yüze eğitim son derece önemli. Milli Eğitim Bakanlığı’nın farkında olduğunu sanmıyorum. Eğer liyakat sistemini çökertmişseniz o bakanlıktan hayır gelmez” dedi.

Kılıçdaroğlu: Fatih Projesi bütçeyi talan etti

Bilim Kurulu’nun yüz yüze eğitimin neden yapılmadığı konusunu masaya yatırması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Ne yaptığını kimse bilmiyor. Karar alıyorlar, Sağlık Bakanlığı’na veriyorlar. Sağlık Bakanı Saray’a gönderiyor. Saray’dan öneri geliyorsa koşulsuz uyuyorlar” diye konuştu. Türkiye’nin eğitim sorunlarını bir yılda çözebileceklerini söyleyen CHP Lideri, “Öğretmene, dersliğe ihtiyaç var. Bakan Saray’dan gelen talimatları yapmak zorunda. Talimatla işi yapıyorsanız, aklınızı Saray’a kiraya vermişsiniz anlamı çıkar” dedi. Kılıçdaroğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’na eğitime katkı için dilekçeyle başvuru yaptıklarını ve önümüzdeki günlerde yanıt geleceğini de duyurdu.

Koronavirüs (Kovid-19) gölgesinde başlayan eğitim dönemi için geçtiğimiz hafta 14 maddelik öneride bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, videokonferans yöntemiyle gazetecilerle bir araya geldi. Toplantıya; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık, CHP Eğitim Danışmanı Ali Taştan da katıldı. Toplantıda; Kovid-19 salgınıyla eğitimde eşitsizlik derinleşmesi, uzaktan eğitim uygulamasındaki eksiklikler, yüz yüze eğitimde yapılması gerekenler ve üniversite öğrencilerinin sıkıntıları masaya yatırıldı.

Kılıçdaroğlu’nun değerlendirmelerinden satır başları şöyle:

İktidar, eğitimin önemini kavrayamadı

Biz pandemi öncesinde de Türkiye’nin beş temel sorununa değinmiştik, bunlardan birin eğitimdi. Pandemi olmasa bile eğitim çok ciddi bir sorun olarak önde duruyordu. Eğitime gerekli önem verilmiyordu. Şu gün bile eğitimin önemini iktidarın yeterince kavradığı kanısında değilim. Eğitimin Türkiye’ye sınıf atlatacağını farkında bile değil. Her bakana göre eğitim politikası değişti. Her bakan, kendine göre eğitim politikası oluşturdu. Bu politikalar oluşturulurken paydaşların görüşleri sorulmadı. Dolayısıyla karmaşık bir yapı ile karşı karşıya kaldık. Üzerine de pandemi geldi.

Eğitimde sorunlar derinleşiyor

EBA sistemi çöktü. 7 milyon 983 bin öğrencinin EBA’ya ulaşamadığı ve sistemin çöktüğü ifade edildi. Alt yapıyı sağlıklı oluşturmadan, bunun deneylerini yapmadan hiçbir sorunu çözemezsiniz tam aksine var olan sorunları derinleştirirsiniz. Eğitimde var olan sorunlar giderek derinleşiyor. Elbette çözülebilir. Akılla, mantıkla çözülebilir. Eğitim Şurası en son 7 yıl önce toplandı. Çünkü paydaşlara danışma gereği duymuyorlar. Onlara göre her şeyi onlar biliyor. Bütün bilgiler tek kişide saklı, o bilgisini dışarı yansıttığında bürokrasi onun talebini yerine getiriyor.

Bütçede para yok, katkı vermek için başvurduk

Eğitim konusunda yetişkinler için açılmış okullar var. Buralarda mesleki eğitim veriliyor. Pandemi sürecinde bunları açabileceğimizi söyledik. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı’na dilekçe ile başvurduk. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bilgileri, bize verilirse belediyelerle beraber bu sorunları giderebiliriz. Örneğin; bilgisayar veya tablet, Evrensel Hizmet Fonu’ndan sağlanabilir. Aslında bu konuda bir grup avukat arkadaş, Evrensel Hizmet Fonu’nun ne olduğunu ve bu paranın nerede durdurulduğunu, neden çocuklara bilgisayar alınmadı diye dava açacaklar. Bu davayı kazanma şansları çok yüksek eğer adalet kırıntısı kaldıysa. Çünkü toplanan paranın Milli Eğitim Bakanlığı için olduğunu ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın da bu parayı uzaktan eğitim yapılacaksa çocukların ihtiyacı için kullanılması gerektiğini ifade ettik. Bizim talebimizi Milli Eğitim Bakanlığı’nın sevinçle karşılaması lazımdı. Destek veriyorsunuz eğitime diye, çünkü uzattığımız bir dostluk eliydi. Bütçede para yok, temel sorunlar çözülemiyor, biz ‘katkı vermek’ istiyoruz dedik ve dilekçeyle başvurduk. Önümüzdeki günlerde bir yanıt gelecek ama olumlu olacağı kanaatinde değilim.

Akıl ve mantık dışı

Bütün belediye başkanlarımız bulundukları bölgede bir yoksulluk envanteri çıkarıyorlar. Bu çok önemli bir şey, çünkü kime ne kadar yardım yapılmalı diye envanter oluşturuyorlar. Pandemi sürecinde yaptıkları yardımları buna dayalı gerçekleştiriyorlar. Belediye ve muhtarlarla işbirliği ile çıkarılıyor. Dolayısıyla verilerin sağlıklı olduğu kanısındayız. Sorunlar çözülmeye çalışılıyor. Biz yılbaşındaki dolar kuru esas alınırsa biz bilgisayar ihtiyaçlarını bile karşılayabileceğimizi söyledik. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı öyle bir pozisyondaki, öğretmen aylıklarının bütçe içindeki büyüklüğünü yük olarak görmeye başladı. Akıl ve mantık dışı bir anlatım tarzı.

Eğitim milli sorun

57 bin dersliğe ihtiyaç olduğu ifade ediliyor eğer ihtiyaç varsa ‘bize yer gösterin büyükşehir belediyelerimizin olduğu yerde biz yapacağız, Milli Eğitim Bakanlığı’nın cebinden beş kuruş çıkmayacak. Velilerden para da istemeyeceğiz. Bize yer gösterdikleri takdirde yapacağız, Milli Eğitim Bakanlığı’na vereceğiz. Çocuklarımız için el uzatıyoruz. Henüz yanıt gelmedi, gelirse kamuoyuyla paylaşacağız. Biz eğitim sorununu milli sorun olarak görüyoruz. Yerel değerlerle evrensel değerlerin buluştuğu bir yer.

Bir kuşak yok edildi

4+4+4 ile okullaşma oranlarının düştüğünü de biliyoruz. 4+4+4 sistemi Milli Eğitim Bakanlığı’nın içine konulan bir bombaydı. Bir kuşak yok edildi ve bir kuşak denek olarak kullanıldı. Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk ve iptal etmedi.

Fatih Projesi bütçeyi talan etti

Fatih Projesi zaten bir rant projesiydi. Bir eğitim öğretim projesi değildir. Belirli kişilere olağanüstü kaynak aktarımına yol açan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini talan eden bir projeydi.

Liyakat yoksa o bakanlıktan hayır gelmez

Beceri kazandıran eğitimlerin yüz yüze olması gerekli. Elinde tornavida olmadan usta olmak mümkün değil. Bugün tıp fakültesi son sınıf ögrencileri, pandemi dolayısıyla bütün hastanelerde görev yapıyorlar. O yüzden yüz yüze eğitim son derece önemli. Milli Eğitim Bakanlığı’nın farkında olduğunu sanmıyorum. Eğer liyakat sistemini çökertmişseniz, sadakate dayalı bir bürokrasi oluşturmuşsanız ve yukarıdan gelen talimatları aynen uygulamaya koyuyor ve uygulamanın aksaklıkları yukarıya bildirme cesaretlerine sahip değilseniz o bakanlıktan hayır gelmez. Bunun adı ister milli eğitim ister milli savunma olsun.

Bilim Kurulu’nda parçalı bir yapı var

Gelişmiş ülkelerde yüz yüze eğitim yapılıyor. Yüz yüze eğitim yapılabilir mi, neden yapılmıyor? Çocuk dışarıda olmasa bile babası zaten çalışıyor. Belediyeye, fabrikaya gidip geliyor. Bu çocuğun doğrudan doğruya okula başlatmanın potansiyel tehlikesi ne bilmiyorum. Bu konuda Bilim Kurulu keşke masaya yatırıp kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapabilse. Maalesef orada da parçalı bir yapı var. Her kafadan ses çıkıyor, bir sözcüsü yok. Kamuoyuna açıklamaların Bilim Kurulu tarafından yapılması lazım. Bilim Kurulu önerileri doğrultusunda siyasal iktidarın politika belirlemesi lazım ama hiçbiri geçerli değil.

Mekanik bir eğitim ne kadar yararlı

Geçen bir grup öğretmenle bir aradayız. ‘Televizyondaki eğitim eğitim değil ki. Biz sınıfta espri yaparız, öğrenci ne dediğimizi anlar, sınıftaki atmosfer eğitimin bir parçasıdır. Herhangi bir öğrenciyle tartışma şansınız yok.’ Dolayısıyla mekanik bir eğitim ne kadar yararlı olur? Belki burada ders verecek öğretmenlerin özel eğitilmesi lazım.

Dört ayda arzu ettikleri kadar sınıf yapardık

Özel okullarda yüz yüze eğitim başladı. Bence hiçbir sakıncası yok. Zaten sınıf mevcutları, yüz yüze eğitim vermeye müsait. Eğer büyük merkezlerde bize arsa gösterselerdi biz en geç dört ay içinde arzu ettikleri kadar sınıf yapabilirdik. CHP’li belediyeler yaptı algısı oluşmasın diye engel getiriyorlar. Oysa Tekirdağ tüm ilçelerinde okul yaptık ve Milli Eğitim Bakanlığı’na teslim ettik. Deprem yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı okulları zarar görmüştü.

Sorunları çözme gibi niyeti yok

Kayıt dışı öğrenci çok sayıda var ama öteden beri temel bir sorun olarak gündemimizde duruyor. Mevsimlik işçilerin çocukları var, bu çocukların üzerinde durmak gerekiyor, bu ailelere özel bir destek verilmesi gerekiyor, özel katkı vermek gerekiyor, çocuğun masraflarını karşılamak gerekiyor. Eğitim politikaları içinde bunlar hiç sayılmıyor. Sığınmacı öğrenciler… Bunlara gerekli önem ve özen gösterilmiyor. Kendi çocuklarımıza da gösterilmiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bunların sorunlarını çözme gibi bir niyeti de yok aslında. Olabildiği ölçüde yararlanıyorlar. Bazı dernekler var, çok önemli. AB fonlarından yararlanarak sığınmacı öğrencilerin açıklarını gidermeye çalışıyorlar.

Ortada sosyal devlet yok

‘Devlet vergisini alıyor ama bir talep vermiyor’ diyen bir annenin talebini dillendirdiniz. Bu çok sayıda kişi tarafından dillendirildi. Bir esnaf da ‘40 yıldır vergi veriyorum, 40 gün bana yardım etmedi’ diye söyledi. ‘Devlet yapması gereken yardımları yapmıyor’ diye bir açıklama oldu. Aslında devletin yardım kampanyası açması devletin içinde bulunduğu zaafiyeti gösteriyor. Bu süreç sosyal devletin olması gerektiğini gösteren bir süreçtir ama ortada sosyal devlet diye bir kavram yok. Bütçede para yok. Devletin olanakları son derece sınırlı. Şehir hastaneleri, köprüler için hiç aksatılmadan para aktarıyor. Devlet, rantiye sınıfına kaynak aktaran bir devlete dönüştü. Bu tablo yıllar yılı alkışlandı. Siyasi parti olarak hepimizin bir anlamda eksiklik ve kusurları var. Devlet, bugün sosyal devlet değil. Türkiye İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapılan yardımların çok azı işçiye çok daha fazlası işverene gitti.

Bakanlık, bir bürokrat bile görevlendirmedi

Eğitimin evrensel ölçütleri vardır. Oradan dönüp Türkiye’ye bakmalıyız. Eğitimde yaşanan olumsuzluklar sürerken biz Finlandiya, eğitim reformu yapan en önemli ülke. Reformu yapan bakan yardımcısını Türkiye’ye davet ettik. Bütün eğitim paydaşlarına da mektup yazdık, Milli Eğitim Bakanlığı da dahil, Finlandiya’nın nasıl bir reform yaptığını görebilirsiniz diye. Milli Eğitim Bakanlığı lütfedip bir bürokratı bile görevlendirilmedi. Eğer bir ülkede 7 yıldır şura toplanmıyorsa bizim makro bakmamız olmuyor.

Bir yılda sorunları çözeriz

Milli Eğitim Bakanlığı ve Saray müdahale etmesin derslik sorunlarını en geç bir yıl içinde çözeriz. Bu kadar büyük özveride bulunuyoruz onlar kulaklarını tıkıyorlar. ‘Türkiye’nin eğitim sorunlarını siz çözün’ deseler, bir yıl içinde var olan sorunları çözebiliriz. Gelecek açısından bizim İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’nde eğitimde neler yapılması gerektiğini belirledik. Öğretmene, dersliğe ihtiyaç var. Pandemi konusunda ciddi sorunlar yaşamayan ilçelere derslik açılabilir ama bunları yapma şansı yok. Bakanın Saray’dan gelen talimatları yapmak zorunda. Çünkü bakanlar konuşmalarına ‘sayın cumhurbaşkanımızın talimatları ile’ dile söze başlıyorlar. Talimatla işi yapıyorsanız, aklınızı Saray’a kiraya vermişsiniz anlamı çıkar.

Koşulsuz uyuyorlar

Üniversite öğrencilerinin de uzaktan eğitim ne kadar olacak? Tıp ve fen fakülteleri nasıl eğitim alacak? Uygulamalı olan öğrencilerin açılmasında bence sakınca yok ama karar verecek olan ben değilim. Kararı verecek olan Bilim Kurulu. Ne yaptığını kimse bilmiyor. Karar alıyorlar, kararı Sağlık Bakanlığı’na veriyorlar, Sağlık Bakanı Saray’a gönderiyor. Saray’dan öneri geliyorsa koşulsuz uyuyorlar.

Çağrı yaptım, çık madde madde açıkla

Belirli bir yasak getiriliyorsa sosyal devletin gelir eksikliğini karşılaması lazım. Türkiye, siyasal ve ekonomik buhran içinde. Bu buhrandan çıkması yazım. Erdoğan’a şu çağrıyı yaptım: Türkiye’yi bu ekonomik ve sosyal buhrandan nasıl çıkaracağını çık madde madde açıkla. Bunu yaparken ekonomik sosyal konseyi topla. Onlar sorunları aktarsın sen çözüm bul. Ekonomik sosyal konsey, en son 5 Şubat 2019’da toplandı. Çünkü Erdoğan’a göre, ekonomik sosyal konseye gerek yok, onların sorunlarını dinlemeye gerek yok. Zaten Saray’da herkes, her şeyi biliyor. Bütün bunlara karşı asla umutsuz olmamak gerekiyor. Türkiye’nin çözülmeyecek hiçbir sorunu yok. Yeterki sorunu yaşayanlar ile sorunu çözecek olanların bir araya gelip sağlıklı çözüm üretsin.

YORUM EKLE
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
SIRADAKİ HABER