Bütüncül bir ekonomi modeli

Biz insanlar bu gezegen koşullarında varlığımızı sürdürebilmek için ekonomik faaliyetlerde bulunmak ve üretim yapmak zorundayızdır. Ancak başarılı ve verimli bir ekonomi modeli dahilinde üretim yapan kişi ve toplumlar her zaman ihtiyaçlarını daha büyük bir başarı ile karşılayarak, varlıklarını sürdürebilir, güçlü ve müreffeh toplumlar oluşturabilir.

Ekonomi bilimi işte bu ekonomi modelleri ve ilişkilerini inceleyerek modeli iyileştirecek araştırmaları yapmak ile uğraşır.

Bir ekonomistin asıl amacı arsa, borsa, döviz ve muhasebe konularında ahkâm kesmekten ziyade, uygulanan modelin iyileştirilmesine, sistemin daha iyi ve yüksek bir performans ile çalışmasına katkı sağlamaya çalışmak olmalıdır.

Bu noktada ne yazık ki mevcut sistemin olanaklarından yahut da hatalarından zenginlik, güç ve iktidar devşiren belirli odaklar, bu sistem eleştirilerine ya da arayışlarına devamlı olarak karşı çıkmaktadırlar.

Bugün dünyada küresel ölçekte son derecede karmaşık üretim ilişkilerini içeren neoliberal olarak adlandırılan bir model uygulanmaktadır. Bu modeli inceleyenler ise bunun verimli ve sürdürülebilir olmadığı konusunda da hemen hemen hemfikirdirler!

YENİ BİR EKONOMİ MODELİ

Bana göre de bu model hem sürdürülebilir değildir ve hem de bu model kullanılarak günümüz bilgi ve teknoloji seviyesi ile yapılabilecek maksimum üretime ulaşılamamakta, insan ihtiyaçları hem yerel ve hem de küresel ölçekte yeterince büyük bir başarı ile karşılanamamaktadır.

Bir kere bir ekonomik modelin sürdürülebilir olması için, içinde yaşamaya mecbur ve hatta mahkûm olduğumuz doğayı ve doğal kaynakları yok etmemesi gerekir. Bir örnek vereyim ki ne demek istediğimi daha iyi ifade edebileyim; daha kârlı diyerek atmosferi zehirleyerek solunabilir havayı yok ettiğiniz bir dünyada, kentleri iyi ısıtmanız, yük ve insanları bir yerden diğer bir yere hızla ulaştırmanız ne mana ifade eder?

Ben bütüncül ekonomi modeli derken küresel ölçekte doğa, birey ve toplum arasındaki üretim ilişkilerini dengelemeyi, bir taraftan insan ihtiyaçlarını daha büyük bir başarı yüzdesi ile karşılarken diğer taraftan da modeli sürdürülebilir kılmayı destekleyen yeni bir ekonomi modelinden bahsetmekteyim.

Son yaşanılan pandemi bize yer kürenin herhangi bir noktasında çözemediğimiz bir sorunun veyahut da karşılayamadığımız bir insan ihtiyacının bir anda nasıl küresel bir soruna dönüşüverdiğini son derecede açık ve net olarak göstermiştir.

AKLIMIZ BAŞIMIZA GELİR Mİ?

Bir tarafta doğal yaşamı tehdit eden ve insanlar ile vahşi hayvanlar arasındaki etkileşimini artıran yaşam biçimimiz, diğer yandan yük ve insanları ülkeler ve hatta kıtalar arasında son derecede yaygın bir şekilde ve büyük bir hızla dolaştırabilen ulaştırma sistemimiz bu salgının büyük bir hızla bir pandemiye dönüşmesine yol açmıştır. Çin’in bir kentinde Wuhan’daki vahşi hayvan pazarında ortaya çıkan bir virüs bir anda milyonlarca kişiye ve bütün yerküreye bugünkü ekonomi modelimiz yüzünden yayılabilmiştir.

Bu model elbette sadece bugünkü gündemi oluşturan pandemiyi yaratmamıştır, uzun zamandır konuşulan iklim değişimi, birçok hayvan türünün insan faaliyetlerince yok edilmesi nesillerinin tüketilmesi, dünyanın bazı bölgelerinde ortaya çıkan aşırı yoksulluk, açlık ve mültecilik gibi sorunları da bu model ya yaratmaktadır, yahut da çözememektedir.

Bence belki de kendimizden en emin olduğumuz, modelimizin başarısı ile gururlandığımız bir anda aniden ortaya çıkıveren yüzyıllar öncesinde kaldığını düşündüğümüz bu salgın kâbusunun artık aklımızı başımıza getirmesi gerekmektedir.

Belki bu salgın vesilesi ile insanlığın aklı başına gelir, tüm insanlığın ihtiyaçlarını çok daha büyük bir başarı ile karşılayabilecek, bunu yaparken de doğaya ve gezegenimizi paylaştığımız diğer canlı türlerine zarar vermeyecek, sürdürülebilir küresel kalkınmayı sağlayabilecek; yeni, bütüncül ve daha iyi bir ekonomi modeli üzerinde kafa yormaya başlayabiliriz.

NER TÜR BİR REKABET?

Böyle bir modelin temel güdüsü kâr üzerinden rekabet etmekten ziyade, yaratıcılık üzerinden rekabete dayandırılmalı ve bu model ile kâr değil yaşam desteklenmelidir. Kalkınma yerkürenin her bir yanına yayılmalı ve her bir bireyini kapsamalıdır.

Bireysel olarak zenginleşmek, güçlenmek elbette önemli ve lakin toplumsal kalkınma sağlanmadan bireysel zenginlik ve gücün hiçbir önemi olmadığını bu salgında görmedik mi? Ne kadar zengin ve güçlü olursanız olun kalkınmış bir toplumda yaşamıyorsanız böyle bir felaketten kurtulmanız mümkün olabilir mi?

PLANLAMANIN ÖNEMİ

Bu salgın bize planlamanın önemini de göstermiştir. En gelişmiş ülkeler bile bu salgına plansız yakalandıkları için üç beş maskeyi, aşı ve ilacı vatandaşlarına temin etmekte zorlanmışlardır. Başarılı bir kalkınmanın ancak planlama ile mümkün olabileceği artık anlaşılmış bulunmaktadır. Özellikle yapay zekâ gibi teknolojik gelişmelerin de kullanıldığı esneklik ve dinamizm içeren yeni bir planlama modeline acil ihtiyaç vardır.

Soruyorum sizlere; yerkürenin herhangi bir yerinde kalkınmadan nasibini alamamış insanlar yaşarken, terör, mültecilik yahut da salgın hastalıklar gibi sorunlar çözülebilir mi?

Dünyamızda bazı coğrafyalarda insanlar aşırı yemekten obez olup ölüyorken, bazı coğrafyalarda açlıktan çocukların ölmesi bugünkü modelimizin hatası değil midir?

Yeni bir yıla başlarken bugün üretim ve tüketim faaliyetlerimizi belirleyen hâlihazırdaki ekonomik modeli aklıselim ile tartışmaya açmak istedim. Bu sene zaman zaman benzer yazılar ile tartışmayı ilerletmek, sistemi sorgulamak ve iyileştirmek yönünde önerilerde bulunmak istiyorum, okuyucularım da soru ve yorumları ile katkıda bulunurlarsa elbette çok sevinirim.

Murat Sururi ÖZBÜLBÜL

E-posta: mozbulbul@yahoo.com

YORUM EKLE
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.